Monday, February 15, 2016

BÜTÇESİZ BLOGGER İLETİŞİMİ OLUR MU?




Bu zamana kadar blogların marka iletişim çalışmalarında nasıl konumlandırıldığı ile ilgili pek çok içerik ürettiğimi fark ettim. Evet içerikle pazarlamanın önemi her geçen gün artıyor, evet hikaye yaratmak bunu yaparken de bağımsız içerik profesyonelleri ile çalışmak bir şart. Bu taraf hep marka ve ajansların gözünden, onların tarafından durumu özetliyor. Madalyonun diğer yüzü olan blogger’ların bu iletişim süreci içinde neler yapması ya da yapmaması gerektiği ise ayrı bir yazı konusuydu. İşte şimdi de bu yazının sırası!
 
Hep konuştuğumuz gibi blog yazarlığı bugün, birçok kişinin ana işi. Yani hayatlarını sadece blog yazarak, içerik oluşturarak ya da sosyal medya kanallarında içerik üreterek (görsel, video) kazanan sayı olarak hiç de azımsanamayacak bir kitle var. Temennim o ki, bu sayı her geçen gün artacak. Bu ekosistem de bu şekilde büyümeye devam edecek. Bu noktada marka ve ajanslar kadar blog yazarlarına da çok büyük iş ve sorumluluk düşüyor. Unutmamak gerekir ki, bir yazı yazmak ve hatta sadece bir başlık belirleyebilmek için bile saatler geçirilen bir iş yapıyoruz aslında. İçeriği oluşturmak için araştırma yapmak, çoğu zaman deneyim yaşamak bir yerlerde olmak, röportaj yapmak gibi uzun süreçleri de geçirmek gerekiyor. Örneğin seyahat blogger’ları içerik üretebilmek için gezmek, görmek ve iyi kareler yakalayabilmek için uzun uğraşlar harcıyor. Ya da bir yeme-içme  blogger’ı o nefis, iştah kabartan görseli oluşturmak için nasıl bir maddi-manevi kaynak harcıyor tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu örnekleri tüm kategoriler için artırabiliriz. Ana fikrimiz ise büyük bir emek verildiği ve bunun dijital platformlar içerisinde önemli bir mecra olduğudur.
Şimdi gelelim bu önemli mecrayı, mecra sahipleri olarak nasıl yönetmemiz gerektiğine… Bugün bloglarda olmak istemeyen, 360 derece iletişim çalışmasında blogları es geçen marka neredeyse yok. Yani bir iletişim çalışmasında televizyon, radyo, gazete, dergi gibi bloglar da yer alıyor. Bu çok güzel!


Mecra sahibi olarak dikkat edilmesi gereken nokta ise bu mecranın, markalar için ‘’ücretsiz bir alan’’ olmadığını bilincine varmamız. Elbette, dilediğimiz marka ya da ürünle ilgili her zaman bir maddi beklenti ile ilerlemek gerekmiyor. Doğal paylaşımlar, tavsiyeler olmalı, gidilen bir etkinlikten bir beklentiye sahip olmadan paylaşım yapılabilir. Bundan doğal bir şey de olamaz. Ancak bir reklam projesi kapsamında, sadece mecramızın bedelsiz olarak kullanılmasına da müsaade etmemek gerekiyor. Bunun en önemli sebebi, öncelikle emeğinizin her alanda olduğu gibi bir karşılığı olduğunu hissettirmek. Diğer ise eğer bu alanda bir gelecekten söz etmek istiyorsak bunun bir değeri olduğunu vurgulamak.
Marka televizyonda reklam bütçesi ayırıyor, evet açık havada da her yerde görüyoruz onu. Ve hatta sinemada film başlamadan, tekrar tekrar bize reklam filimi izlettiriyor. Ama sizin blogunuzda neden ücretsiz şekilde yer almayı bekliyor? Televizyona da bütçemiz yok mu diyor?
Olayları ve blogumuza bakış açısını bunları dikkate alarak değerlendirmekte fayda var:)

4 comments:

Bülent Vural said...

Bugüne kadar Ahmet Erten'in yazılarını BUMHABER'de zevkle okuma imkanım oldu. Neredeyse tüm yazıları yol gösterici olmuştur. Bu yazısı yine gösterici ve motive edici yazılardan olmuş teşekkür ederiz.

Ece Kumkale said...

Çok güzel bir yazı. Markaların ve PR ajanslarının okumasını çok isterim.

Hüzün Sarisi said...

Uzun süredir üzerinde durduğum bir konu. Gerek blogumda gerek sosyal medya hesaplarımda dokunurum fırsat buldukça. Bu noktaya gelmek için blog yazarlarının bir arada olması gerektiğini düşünüyorum ve bu noktada tıkanıyorum.
Sevgiler

Sosyalannem said...

Ağzınıza ve yüreğinize sağlık her şeyi anlatmışsınız.Olay budur diyorum.